Danışanlarınıza mutlaka verdiğiniz şey nedir derseniz,  ‘Omega-3’ derim.

 Omega-3, tüm hücrelerimizi dış etkenlere karşı korumak, kuvvetlendirmek ve normal şekilde çalışmasını sağlamak için gerekli bir temel yağ asididir. Vücutta omega-3 ve omega-6 oranı ¼ ya da bu orana yakın olmalıdır. Fakat genel olarak omega-6 ‘dan zengin, omega-3 ‘ten fakir besleniyoruz. Ve bu durum bir çok kronik hastalıklara sebep oluyor. Bu yüzden ciddi bir hastalığınız varsa Omega-3 ve omega-6 oranınızı ölçtürmenizi tavsiye ederim.

Peki Omega-3’ü gıdalarla karşılayabiliyor muyuz?

Malesef hayır!

Işlenmemiş somon, palamut,hamsi gibi deniz balıkları

Semizotu,ceviz,fındık gibi besinlerde bulunsa da günlük ihtiyacımızı karşılayamıyoruz.

Bu yüzden dışarıdan takviye olarak alınmasını öneriyorum.

Takviye seçerken *

  1. Trigliserit formda olmalı
  2. Kapsüller balık jelatini olmalı
  3. Epa ve Dha oranı 1000 mg olmalı
  4. IFOS sertifikası olmalı ( ağır metal içermemesi gerekir)

Neden bu kadar önemli Omega-3 ?

  • Kilo vermeyi hızlandırır.
  • Kan yağlarını düzenler ve kanı sulandırır.
  • Adet öncesi sendrom ( PMS) azaltır, doğurganlığınızı destekler.
  • Eklem ve kas ağrılarınızı azaltır.
  • Alerjileri önler.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.
  • Hipertansiyon, kalp damar rahatsızlıklarını, kalp krizini önler.

Tüm bunlara dikkat ederken omega-6 dan zengin ayçiçek ve mısır özü gibi yağları kesinlikle evlerinize sokmayın. Soğuk sıkım zeytinyağı kullanmaya gayret edin. Yemek yaparken yağı yüksek ısıda yakmayın.

 Omega-3 ve omega-6 değerinizi ölçtürmeseniz de bu hap bilgilerle farkındalık kazanın. J

Leave a reply